Ortadoğu'daki savaş Türkiye ekonomisini nasıl etkileyecek?

Ortadoğu'da artan gerilim ve petrol fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye ekonomisinde cari açık, enflasyon ve tedarik zincirleri üzerinde yeni riskler yaratıyor.

Ortadoğu'daki savaş Türkiye ekonomisini nasıl etkileyecek?

Ahmet Taş | Acil Host

ANKARA, TÜRKİYE — Ortadoğu'da giderek şiddetlenen savaş ve Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyat krizleri, Türkiye ekonomisini artan enerji maliyetleri, genişleyen cari açık ve tedarik zincirindeki aksamalarla karşı karşıya bırakıyor.

Çatışmaların küresel petrol ticaretini derinden sarsması, Türkiye'nin gübre, alüminyum ve helyum gibi stratejik girdilere erişimini zorlaştırıyor. Uzmanlar, artan fiyatların bütçe üzerinde ciddi bir yük oluşturacağına dikkat çekerken, krizin orta ve uzun vadede Türkiye için yeni bir yakın tedarikçi fırsatı yaratabileceği de değerlendiriliyor.

Cari açık 40 milyar dolara yükselebilir

BBC Türkçe'nin haberine göre, petrol fiyatlarının savaş öncesine kıyasla %50 artarak 100 doların üzerine çıkması, Türkiye'nin varil başına 60-65 dolar olarak belirlediği varsayımları altüst etti. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, artan enerji fiyatları nedeniyle 2026 yılında cari açığın program öngörülerinin üzerinde gerçekleşebileceği uyarısında bulundu.

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, enerji ithalatının maliyeti artarken Ortadoğu'ya yönelik seyahat endişelerinin turizmi de olumsuz etkileyebileceğini belirterek, cari açığın 40 milyar dolar civarına kadar yükselebileceğini öngörüyor.

Bütçe üzerinde artan ek maliyetler

İç piyasayı yüksek enerji fiyatlarından korumak amacıyla mart ayı başından itibaren uygulamaya konulan "eşel mobil" sistemi geçici bir rahatlama sağlasa da, sistemin bütçeye maliyetinin büyük olması bekleniyor.

Prof. Dr. Kozanoğlu, bu süreçte bütçede akaryakıt ve enerjiden elde edilmesi beklenen yaklaşık 650 milyar liralık ÖTV gelirinde ciddi bir aşınma yaşanacağını vurguluyor. Kozanoğlu ayrıca, Hazine'nin borçlanma maliyetindeki beş puanlık artışın bütçeye 400 milyar liralık ek yük getirebileceğini ifade ediyor.

Bakan Şimşek de eşel mobil sisteminin sürdürülebilir olmadığını belirterek konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

"Kalıcı olursa bu sürdürülebilir değil. Çünkü bunun bütçe etkisi çok büyük, bizim önemli bir gelir kalemimiz."

Plastik, alüminyum ve gıda tedarikinde şok

Kriz yalnızca petrolü değil, nakliye ve hammadde tedarikini de vuruyor. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi'nden Dr. Tuğçenur Ekinci Furtana, bugünkü krizin 1990'lardaki Körfez savaşlarından farklı olduğunu; siber risklerin, İHA saldırılarının ve tanker sigorta maliyetlerinin de denkleme dahil olduğunu aktarıyor.

TEPAV Enerji ve İklim Çalışmaları Merkezi Direktörü Mühdan Sağlam'ın verilerine göre, LNG taşıyan gemilerin navlun bedeli %600 artarak 300 bin dolar seviyesinin üzerine çıktı. Sağlam, Türkiye'nin polyester lif ve PET üretimi için Körfez bölgesine olan bağımlılığının %35-40 arasında olduğunu; alüminyum ihtiyacının ise %15-20'lik kısmının bu bölgeden sağlandığını belirtiyor. Ayrıca, yüksek teknoloji üretiminde ve sağlık sektöründe kullanılan Katar menşeli helyum gazının tedarikinin durması alternatif pazarlara yönelmeyi zorunlu kılıyor.

Kriz Türkiye için fırsata dönüşebilir mi?

Uzmanlar, yaşanan bu küresel tedarik şokunun Türkiye'ye orta ve uzun vadede bazı lojistik ve üretim avantajları sağlayabileceğine de işaret ediyor.

Dr. Furtana, tıpkı pandemide olduğu gibi Türkiye'nin stratejik konumunun devreye girebileceğini belirterek, "Özellikle hızlı teslim gerektiren tekstil, hazır giyim, gıda işleme, beyaz eşya, yan sanayi, makine ve bazı kimya alt dallarında yakın tedarikçi avantajı elde edilebilir" diyor.

Mühdan Sağlam ise piyasa aktörlerinin ve sigorta şirketlerinin krizleri unutmadığını vurgulayarak, bölgedeki altyapı toparlanmasının yıllar alabileceğini ve bu durumun Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de kalıcı bir enerji merkezi haline gelme hedeflerini hızlandırabileceğini kaydediyor.

www.acilhost.net