Fatih Kısaparmak’ın hayat hikâyesi: Sazımla dertleştim, bağlamamla söyleştim

"Kilim” türküsüyle milyonların kalbine giren Fatih Kısaparmak, memur çocuğu olarak geçen çocukluğunu, babasının kaybını ve Unkapanı’nda yarattığı devrimi anlattı.

Fatih Kısaparmak’ın hayat hikâyesi: Sazımla dertleştim, bağlamamla söyleştim

ACİL HOST / İSTANBUL, TÜRKİYE — 26 KASIM 2025

Türk Halk Müziği’nin güçlü sesi Fatih Kısaparmak, Elazığ’dan başlayıp dünya sahnelerine uzanan hayat hikâyesini, şöhret basamaklarını tırmanırken yaşadığı zorlukları ve sanat felsefesini samimiyetle paylaştı.

Bir memur çocuğu olarak Anadolu’yu karış karış gezdiği çocukluk yıllarından, hukuk fakültesine; babasının kaybıyla yaşadığı derin acıdan, müzik listelerini altüst eden “Kilim” albümüne uzanan süreç, Kısaparmak’ın kendi anlatımıyla bir kez daha hayat buldu.

Bürokrat babanın göçebe oğlu

Hayatına Elazığ’ın Beşkardeşler Mahallesi’nde başlayan Kısaparmak, çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını “şehirden şehre gezmekle geçen” bir serüven olarak tanımlıyor. Eğitimci ve bürokrat olan babası Necip Güngör Kısaparmak’ın tayinleri nedeniyle ilkokul ikinci sınıfı üç ayrı şehirde okuduğunu belirten sanatçı, o günleri şu sözlerle anımsıyor:

“Memur çocukları ne dediğimi çok iyi anlar. Babam Türkiye’nin en genç milli eğitim müdürüydü. Çocukluğum Elazığ, Keban, Pertek ve Tunceli’de geçti. İlkokulu, ortaokulu ve liseyi Ankara’da bitirdim. İdealim olan hukuk fakültesini kazanmak için çok çalıştım ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdim.”

“Müzik bir terapiydi”

Kısaparmak’ın hayatındaki kırılma noktası, “hocam, ustam, sırdaşım” dediği babasını henüz 51 yaşındayken kaybetmesi oldu. Bu kaybın yüreğinde derin bir boşluk yarattığını ifade eden sanatçı, müziğe sığınışını şöyle özetledi:

“Kendime müzik okuyarak terapi uyguladım. Yani sazımla dertleştim, bağlamamla söyleştim. Bu dertleşme seanslarında teybimin kaydettiği şeylere daha sonra aranjörler ‘beste’ dediler.”

Yasaklardan rekor satışlara

Sanatçı, 1980’li yıllarda bestelerinin dönemin ünlü isimleri tarafından seslendirildiğini ancak kendi albümünü çıkarma sürecinin sancılı olduğunu belirtti. İlk albümü Yaradan Aşkına’nın anlaşılması için üç yıl beklediğini söyleyen Kısaparmak, TRT denetimine takıldığı dönemde Polis Radyosu sayesinde halka ulaştığını vurguladı.

1989 yılında Kilim (Nazlı Bebe) ile müzik piyasasında bir ihtilal yarattığını belirten Kısaparmak, o süreci şu ifadelerle aktardı:

  • Polis Radyosu Etkisi: TRT’den vize alamadığı dönemde şarkıları Polis Radyosu’nda yayınlanarak kulaktan kulağa yayıldı.

  • Unkapanı Devrimi: Bir Pazartesi sabahı plak şirketinin önünde oluşan toptancı kuyrukları, 3,5 milyonluk satış rakamına ulaşacak albümün habercisiydi.

“Şöhret kirli bir gömlek”

Kariyeri boyunca sadece halk konserleri verdiğini ve gazino kültüründen uzak durduğunu belirten Fatih Kısaparmak, şöhrete bakış açısını ise “bir emanet” olarak nitelendiriyor. Eşi Şebnem Kısaparmak ile ürettikleri eserlerin ve halkla kurduğu bağın kendisi için en büyük ödül olduğunu söyleyen sanatçı, sözlerini şu felsefeyle noktaladı:

“Para, pul, şöhret, makam... Bunların hepsi kirli bir gömlek gibi çıkartılıp atılası şeyler. Bizim tırnaklarımız kan içinde, kazıya kazıya geldik. Sonuçta hepimiz aynı geminin içindeyiz. Dev bir kâseye bir tutam tuz olmaya çalışıyoruz, hepsi bu.”

www.acilhost.net

Kaynak: Kanal23.com