Ferromen 1991’den beri erkek ayakkabısında üretim yapıyor
1991’de İstanbul’da küçük bir atölye olarak kurulan Ferromen, bugün Güngören’deki tesisinde yıllık 100 bin çift kapasiteli üretimiyle klasik ve klasik spor erkek ayakkabısında yurt içi ve yurt dışında büyümeyi hedefliyor.
ACİL HOST / ANKARA, TÜRKİYE — 05 KASIM 2025
1991 yılında İstanbul’da küçük bir atölye olarak kurulan Ferromen, bugün Güngören’deki fabrikasında yıllık 100.000 çift kapasiteye ulaşarak hem yurt içi hem de yurt dışı pazarlara erkek ayakkabısı sunuyor. Şirket, kısa sürede talep edilen bir marka haline gelen “FERROMEN” etiketiyle klasik, klasik spor ve modern erkeğe yönelik güncellenen koleksiyonlar üretiyor.
Ferromen, ayakkabı sektöründe rekabetin tasarım kadar konfor ve ayak sağlığı üzerinden de şekillendiğine dikkat çekerek Ar-Ge ve üretim teknolojilerine yatırım yaptığını vurguluyor. Firma, “müşterilerimiz, çalışanlarımız, iş ortaklarımız ve ülkemiz için daima en iyisini elde etmek” ilkesini kurumsal yaklaşımının merkezine yerleştiriyor.
100 bin çiftlik kapasiteyle yurt içi ve yurt dışı
Güngören’deki tesiste yıllık 100.000 çift üretim kapasitesine ulaşan Ferromen, bu hacimle toptan satış kanallarında, mağazalarda ve ihracat pazarlarında yerli üretim erkek ayakkabısı sunuyor. Ürün gamında şehir hayatına uygun klasik spor modeller, iş yaşamına yönelik klasik tasarımlar ve dönemsel koleksiyonlar bulunuyor.
Modern erkeğe yönelik koleksiyonlar
Firma, “günümüz modern erkeğinin ihtiyacını karşılayacak” ürünler geliştirdiğini belirtiyor. Bu kapsamda tasarım tarafı sezonlara göre yenilenirken, üretimde kullanılan malzemeler ve kalıplar ayak sağlığı kriterleri dikkate alınarak seçiliyor. Ar-Ge yatırımlarının amacı, hem uzun süre ayakta kalan kullanıcıların konforunu artırmak hem de ürünün raf ömrünü uzatmak olarak özetleniyor.
Kalite ve hizmet odaklı büyüme
Kuruluşundan bu yana kalite ve hizmet standardını yükseltmeyi hedeflediğini açıklayan Ferromen, tedarik zinciri, üretim ve satış kanallarında istikrarlı büyüme politikası izliyor. Şirket, kısa zamanda mağazalarda bilinirlik kazanmasını “talep edilen ve takip edilen marka” olma hedefiyle ilişkilendiriyor; yurt dışı pazarlarda da Türk ayakkabı üretiminin kalitesini temsil etmek istediğini belirtiyor.













